Açıklama
● Adın nedir ve nerede doğdun?
Benim adım Eylül Ada Yıldız. Sanat dünyasında Sans Ombre adıyla biliniyorum. 2005 yılının sıcak bir Ağustos gününde Hatay’da doğdum. Hatay’ın çok kültürlü, çok sesli yapısı beni küçüklükten itibaren derinden etkiledi. Burası, her sokağında başka bir hikâye olan bir şehir. Bu çeşitliliğin içinde büyümek, kendimi ifade etme ihtiyacımı da beraberinde getirdi. İçimde taşıdığım duyguların, yaşadıklarımın, gözlemlerimin bir şekilde dışarı çıkması gerekiyordu. İşte o yüzden önce şiirle başladım, sonra hikâyelerle devam ettim ve en sonunda beni tam anlamıyla anlatabilen tek şeyin rap müzik olduğunu fark ettim.


● Müzik senin için ne ifade ediyor?
Müzik, benim için sadece bir ses değil. Bir varoluş biçimi. İçimdeki karmaşayı düzene koyan bir yapı taşı gibi. Çoğu zaman kelimeler yetersiz kalıyor, anlatmak istediklerim boğazıma düğümleniyor. Ama bir beat çaldığında, bir melodi aktığında... içim açılıyor. Rap yaparken sanki içimde yıllarca biriktirdiğim her şey, sözcük olup dışarı akıyor. Yazdığım her söz, söylediğim her cümle aslında bir iz bırakma çabası. Hayat bazen çok hızlı, çok acımasız ama ben kalemi ve mikrofonu elime aldığımda zaman duruyor. O an sadece ben, duygularım ve müziğim var. Kendimle en çok orada bütünleşiyorum.


● Hangi tarzlarla ilgileniyorsun?
Başlangıçta oldschool rap beni çok cezbetmişti. O ham sesler, o sokak anlatıları, kelimelerin gücü… Tam aradığım şeydi. Zamanla kendimi trap’e de açtım, çünkü o da bambaşka bir enerji barındırıyor. Trap bana içimde bastırdığım isyanı dışa vurma cesareti veriyor. Son dönemde freestyle’a da yoğunlaştım. Çünkü özgürlüğün en saf halini orada buluyorum. Ne yazık ki her şey planlanamıyor hayatta, ama freestyle sana o anı yaşama şansı veriyor. İçinden ne geçiyorsa döküyorsun, filtresiz, sansürsüz. Ve bu gerçeklik hissi, beni büyülüyor. Kısacası, tarzlar arasında geçiş yapıyorum ama her birinden beslendiğim ortak bir yön var: kendimi farklı biçimlerde anlatabilmek. Açıklama
● Curse Music Company ile nasıl bir gelecek planlıyorsun?
Curse Company benim için sadece bir ekip değil; bir duruş, bir vizyon, bir kültür üretme çabası. Onlarla aynı yolda yürümek istememin en büyük sebebi, müziği sadece ses değil, bir atmosfer yaratma aracı olarak görmeleri. Ben de tam olarak böyle hissediyorum. Bir müzik videosu sadece güzel görünsün diye yapılmaz; izleyenin içine işlesin, onun dünyasını sarsın. Curse Company'nin hikâye anlatımına verdiği önem, detaylara olan takıntısı, üretimi sanata dönüştürme çabası beni çok etkiliyor. Gelecekte projelerimi birlikte inşa etmek istiyorum çünkü inanıyorum ki beraber büyük işler başaracağız. Bu yolculukta bana güç veren bir ekip olması, sınırlarımı zorlamama, kendi potansiyelimi aşmama yardımcı olacak.


● Bu yeteneğini nasıl geliştirdin?
Küçük yaşlardan beri yazıyorum ama yazdıklarımın sese dönüşmesi, beni daha çok geliştirdi. Ortaokuldan itibaren gece gündüz demeden yazmaya başladım. O dönem çevremdekilerle pek konuşamıyordum. İnsanların bana bakışları çoğu zaman küçümseyiciydi. Ama ben içimdeki dünyaya sırtımı yasladım. O bakışların bir gün saygıya dönüşeceğini biliyordum, bunun için çalıştım. Yazdım, denedim, bozuldum, tekrar yazdım. Özellikle freestyle pratiği yaparken dilim açıldı, zihnim hızlandı. Kelimelerle oynamayı, ritimle dans etmeyi öğrendim. Eleştirildim ama her eleştiriden sonra daha güçlendim. Çünkü bu iş, bir gecede olmuyor. Sabırla, inatla ve tutkuyla yapılması gereken bir yol. Ben bu yolu seviyorum ve hâlâ her gün yeni şeyler öğrenmeye devam ediyorum. Açıklama
● Kendini nasıl tanımlarsın?
Ben bir sanatçıyım ama aynı zamanda kendi hakikatini arayan bir yolcuyum. Henüz yolun başında olabilirim ama içimde öyle bir tutku var ki... beni durdurmak kolay değil. Sahne adım Sans Ombre yani "gölgesiz", çünkü ben ışığımı dışarıdan değil, kendi içimden alıyorum. Ürettiğim her işte kendi dünyamı kuruyorum. Kimi zaman sert, kimi zaman duygusal ama hep gerçek. Denemekten korkmam, düşmekten de. Çünkü biliyorum ki her düştüğümde daha güçlü kalkacağım. Müziğe olan bağlılığım, bana kim olduğumu hatırlatıyor.


● Son olarak, bu yolda ilerlemek isteyenlere ne söylersin?
Eğer içinden bir şey yapmak geliyorsa, asla erteleme. Başkaları ne der, kim ne düşünür, bunları düşünme. Kimi zaman yalnız olacaksın, kimi zaman destek göremeyeceksin ama inancın varsa, o yol açılacak. Müzik, sadece bir ses üretmek değil; bir varlık mücadelesidir. İçinden geçenleri dürüstçe aktarırsan, insanlar seni duyar. Belki hemen değil, belki çok zaman sonra… ama bir gün o ses yankılanacak. O yüzden susma. Yaz, kaydet, paylaş, tekrar yaz. Ve en önemlisi: kendin olmaktan asla vazgeçme. Çünkü gerçek olan tek şey, içten gelen sestir